Sana bakınca demek yerine, -bize- baktığımda diyebilir misin, ikisinin arasındaki farkı anlayabilir misin?
-Anlayamazsın değil mi?
Elimi tutabilir misin demiyorum bak. Sen benim elimden tutabilir misin?
-Tutamazsın değil mi?
Sana siktir git dediğimde, aslında ”Sakın gitme, nolur beni bırakma. Seni çok seviyorum.” Demek istediğimi görebilir misin titrek dudaklarımda?
-Göremezsin değil mi?
Sen beni milyonlarca insanın yaşadığı şehirde elinle koymuş gibi bulabilir misin? Ben sana şirinlik yaparken gözlerin dolar mı?
-Dolmaz değil mi?
Dolmaz. Çünkü sen o değilsin. Asla olamayacaksın da. Ama sorun değil. Ben de artık ben değilim ne de olsa. O farkında değildi ama, giderken beni de götürdü yanında. Sen şu an, kalanla idare ediyorsun işte.
-İdare edebilirsin değil mi?
Edersin tabi. Sen bilmiyorsun çünkü aşk nasıl yaşanır. Sen aşkı okuduğun kitaplardan, dinlediğin şarkılardan, seviştiğin bedenlerden biliyorsun. Bildiğini sanıyorsun.
Ama ben aşkın ne olduğunu adım gibi biliyorum. Ben aşkın ne olduğunu, kaybettiğimde adımı, hayatımı, gülmeyi bile unutacak kadar iyi biliyorum.
O yüzden, bana sakın aşktan bahsetme. Yapma bunu.




